<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022</id><updated>2011-08-20T00:20:24.872+03:00</updated><title type='text'>NE, NEDİR?</title><subtitle type='html'>bir lokma, bir kelime, bir tane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma!.................................................
Ateşböceğinden daha sönük kafa fenerinle nasıl şu güneşlere karşı gelebilirsin?Üflemekle onları söndürmeye çalışırsın........

(ey felaket, helaket asrının adamı, senin de reyin var, fikrini beyan et!).............................</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>32</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-354774373015846018</id><published>2008-10-22T22:20:00.003+03:00</published><updated>2008-10-22T22:36:04.296+03:00</updated><title type='text'>Niçin Kur'an teknolojik buluşlardan açıkça bahsetmiyor?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervâh-ı âliye ile ervâh-ı sâfile müsâbaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir mâdene ateş veriliyor, tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifât-ı İlâhiye bir ibtilâdır ve bir müsâbakaya sevktir ki, istidad-ı beşer mâdeninde olan cevâhir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin. Mâdem Kur'ân, bu dâr-ı imtihanda bir tecrübe sûretinde, bir müsâbaka meydanında beşerin tekemmülü için nâzil olmuştur; elbette şu dünyevî ve herkese görünecek umûr-u gaybiye-i istikbâliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini ispat edecek derecede akla kapı açacak. Eğer sarâhaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur. âdetâ gökyüzündeki yıldızlarla vâzıhan Lâ ilâhe illallah yazmak misillü bir bedâhete girecek; o zaman, herkes ister istemez tasdik edecek. Müsâbaka olmaz; imtihan fevt olur. Kömür gibi bir ruh ile elmas gibi bir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;ruh  beraber kalacaklar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;(Çünkü, medeniyet-i beşeriye hârikalarının hakları bahs-i Kur'ânîde o kadar olabilir. Zîrâ, Kur'ân'ın vazife-i asliyesi daire-i Rubûbiyetin kemâlât ve şuûnâtını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini tâlim etmektir. Öyle ise, şu havârik-ı beşeriyenin o iki dairede hakları yalnız bir zayıf remz, bir hafif işaret ancak düşer. Çünkü, onlar daire-i Rubûbiyetten haklarını isteseler, o vakit pek az hak alabilirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;Meselâ, tayyâre-i beşer &lt;span id="c_c_kalin"&gt;Haşiye 2&lt;/span&gt; Kur'ân'a dese: "Bana bir hakk-ı kelâm ver, âyâtında bir mevkî ver." Elbette o daire-i Rubûbiyetin tayyâreleri olan seyyârât, arz, kamer, Kur'ân nâmına diyecekler: "Burada cirmin kadar bir mevkî alabilirsin." &lt;/p&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;Eğer&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt; beşerin tahte'l-bahirleri, âyât-ı Kur'âniyeden mevkî isteseler, o dairenin tahte'l-bahirleri, yani, bahr-i muhît-i havaîde ve esir denizinde yüzen zemin ve yıldızlar ona diyecekler: "Yanımızda senin yerin görünmeyecek derecede azdır." &lt;/p&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;Eğer&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt; elektriğin, parlak, yıldız-misâl lâmbaları, hakk-ı kelâm isteyerek, âyetlere girmek isteseler, o dairenin elektrik lâmbaları olan şimşekler, şahaplar ve gökyüzünü zînetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: "Işığın nisbetinde bahis ve beyâna girebilirsin.")&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-354774373015846018?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=230&amp;a=e%F0er%20desen' title='Niçin Kur&apos;an teknolojik buluşlardan açıkça bahsetmiyor?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/354774373015846018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=354774373015846018' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/354774373015846018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/354774373015846018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/niin-kuran-teknolojik-bululardan-aka.html' title='Niçin Kur&apos;an teknolojik buluşlardan açıkça bahsetmiyor?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-8330677009192909813</id><published>2008-10-22T21:51:00.001+03:00</published><updated>2008-10-22T21:54:08.599+03:00</updated><title type='text'>Hz. Muhammed'in (s.a.v) niye her hali mucize değildi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, çendan her hali ve her tavrı, sıdkına ve nübüvvetine şahit olabilir. Fakat her hali, her tavrı harikulâde olmak lâzım değildir. Çünkü, Cenâb-ı Hak onu beşer suretinde göndermiş, tâ insanın ahvâl-i içtimaiyelerinde ve dünyevî, uhrevî saadetlerini kazandıracak a'mâl ve harekâtlarında rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu'cizât-ı kudret-i İlâhiye olan âdiyat içindeki harikulâde olan san'at-ı Rabbâniyeyi ve tasarruf-u kudret-i İlâhiyeyi göstersin. Eğer ef'âlinde beşeriyetten çıkıp harikulâde olsaydı, bizzat imam olamazdı; ef'âliyle, ahvâliyle, etvârıyla ders veremezdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Fakat, yalnız nübüvvetini muannidlere karşı ispat etmek için harikulâde işlere mazhar olur ve indelhâce, ara sıra mu'cizâtı gösterirdi. Fakat, sırr-ı teklif olan imtihan ve tecrübe muktezasıyla, elbette bedâhet derecesinde ve ister istemez tasdike mecbur kalacak derecede mucize olmazdı. Çünkü, sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktiza eder ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyarı elinden alınmasın. Eğer gayet bedihî bir surette olsa, o vakit aklın ihtiyarı kalmaz, Ebu Cehil de Ebu Bekir gibi tasdik eder, imtihan ve teklifin faydası kalmaz, kömürle &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;color:#0000ff;" &gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;elmas&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt; bir seviyede kalırdı. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-8330677009192909813?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=797' title='Hz. Muhammed&apos;in (s.a.v) niye her hali mucize değildi?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/8330677009192909813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=8330677009192909813' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8330677009192909813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8330677009192909813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/hz-muhammedin-sav-niye-her-hali-mucize.html' title='Hz. Muhammed&apos;in (s.a.v) niye her hali mucize değildi?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-7699878699704080020</id><published>2008-10-22T21:37:00.003+03:00</published><updated>2008-10-22T21:47:23.261+03:00</updated><title type='text'>İncil ve tevrat  peygamberimizden(s.a.v) haber veriyor.</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;İncil&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;'in âyeti:&lt;/span&gt;Yani, "Ben gidiyorum, tâ size Faraklit gelsin." Yani, Ahmed gelsin. -8-&lt;/p&gt;   &lt;p style="font-family: times new roman;"&gt;İncil'in ikinci bir âyeti:Yani, "Ben Rabbimden, hakkı bâtıldan fark eden bir Peygamberi istiyorum ki, ebede kadar beraberinizde bulunsun."Faraklit,mânâsında, Peygamberin o kitaplarda ismidir. &lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Tevrât'ın âyeti:Yani, "Hazret-i İsmail'in validesi olan Hâcer, evlât sahibesi olacak. Ve onun evlâdından öyle birisi çıkacak ki, o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşû ve itaatle ona açılacak."&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Tevrât'ın ikinci bir âyeti:Yani, "Benî İsrail'in kardeşleri olan Benî İsmail'den, senin gibi birini göndereceğim. Ben sözümü onun ağzına koyacağım; Benim vahyimle konuşacak. Onu kabul etmeyene azap vereceğim." &lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: times new roman;font-family:times new roman;" &gt;- &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;font-family:times new roman;" id="c_c_kalin" &gt;İhtar:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;font-family:times new roman;" &gt; "Muhammed" ismi, o kitaplarda Müşeffah ve el-Münhamennâ ve Himyâtâ gibi Süryânî isimler suretinde, "Muhammed" mânâsındaki İbrânî isimleriyle gelmiş. Yoksa sarih "Muhammed" ismi az vardı. Sarih miktarını dahi hasûd Yahudiler tahrif etmişler.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Zebur'da, Yetmiş İkinci Bâbında şu âyet var: "Bahirden bahre mâlik ve nehirlerden, arzın makta' ve müntehâsına kadar mâlik ola... Ve kendisine Yemen ve Cezayir mülûkü hediyeler götüreler... Ve padişahlar ona secde ve inkıyad edeler... Ve her vakit ona salât ve hergün kendisine bereketle dua oluna... Ve envârı, Medine'den münevver ola... Ve zikri, ebedü'l-âbâd devam ede... Onun ismi, şemsin vücudundan evvel mevcuttur; onun adı güneş durdukça münteşir ola..." -3- &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte şu âyet, pek âşikâr bir tarzda Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâmı tavsif eder. Acaba Hazret-i Davud Aleyhisselâmdan sonra, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka hangi nebî gelmiş ki, şarktan garba kadar dinini neşretmiş ve mülûkü cizyeye bağlamış ve padişahları kendine secde eder gibi bir inkıyad altına almış ve hergün nev-i beşerin humsunun salâvat ve dualarını kendine kazanmış ve envârı Medine'den parlamış kim var? Kim gösterilebilir? &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem Türkçe Yuhanna İncilinin On Dördüncü Bab ve otuzuncu âyeti şudur: "Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi geliyor. Ve bende onun nesnesi asla yoktur." İşte, "Âlemin Reisi" tabiri, "Fahr-i Âlem" demektir. "Fahr-i Âlem" ünvanı ise, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmın en meşhur ünvanıdır. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Yine İncil-i Yuhanna, On Altıncı Bab ve yedinci âyeti şudur: "Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez." İşte, bakınız: Reis-i Âlem ve insanlara hakikî teselli veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Evet, Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları idam-ı ebedîden kurtarıp teselli veren odur.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem İncil-i Yuhanna, On Altıncı Bab, sekizinci âyeti: "O dahi geldikte, dünyayı günaha dair, salâha dair ve hükme dair ilzam edecektir." İşte, dünyanın fesadını salâha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve siyaset ve hâkimiyet-i dünyayı tebdil eden, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kim gelmiş? &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem İncil-i Yuhanna, On Altıncı Bab, on birinci âyet: "Zira bu Âlemin Reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir." İşte, "Âlemin Reisi" &lt;sup id="c_supa"&gt;Haşiye&lt;/sup&gt; elbette Seyyidü'l-Beşer olan Ahmed-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem İncil-i Yuhanna, On İkinci Bab ve on üçüncü âyet: "Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Bilcümle, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek." &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte bu âyet sarihtir. Acaba umum insanları birden hakikate davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrâil'den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Ve kim olabilir? &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem kütüb-ü enbiyada, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Muhammed, Ahmed, Muhtar mânâsında Süryânî ve İbrânî isimleri var. İşte, Hazret-i Şuayb'ın suhufunda ismi, "Muhammed" mânâsında Müşeffah'tır. Hem Tevrat'ta, yine "Muhammed" mânâsında Münhamennâ, hem "Nebiyyü'l-Haram" mânâsında Himyâtâ, Zebur'da el-Muhtar ismiyle müsemmâdır. Yine Tevrat'ta el-Hâtemü'l-Hâtem, hem Tevrat'da ve Zebur'da Mukîmü's-Sünne, hem suhuf-u İbrahim ve Tevrat'ta Mazmaz'dır. Hem Tevrat'ta Ahyed'dir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-7699878699704080020?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=870' title='İncil ve tevrat  peygamberimizden(s.a.v) haber veriyor.'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/7699878699704080020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=7699878699704080020' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/7699878699704080020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/7699878699704080020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/incil-ve-tevrat-peygamberimizdensav.html' title='İncil ve tevrat  peygamberimizden(s.a.v) haber veriyor.'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-2608336439262137657</id><published>2008-10-22T21:24:00.002+03:00</published><updated>2008-10-22T21:27:44.800+03:00</updated><title type='text'>Haydi tüm filozoflar iş başına!</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Bilirsin ki sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir kavimde büyük bir hâkim, büyük bir himmetle ancak dâimî kaldırabilir. Halbuki, bak, bu zât (Hz. Muhammed)  büyük ve çok âdetleri, hem inatçı, mutaassıb büyük kavimlerden zâhirî küçük bir kuvvetle, küçük bir himmetle, az bir zamanda ref' edip, yerlerine öyle secâyâ-i âliyeyi-ki (en ali ahlakı), dem ve damarlarına karışmış derecede sabit olarak-vaz' ve tesbit eyliyor. Bunun gibi daha pek hârika icraatı yapıyor. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte, şu Asr-ı Saadeti (peygamberimizin zamanı) görmeyenlere Cezîretü'l-Arabı (Arab yarımadasını) gözlerine sokuyoruz. Haydi yüzer feylesofu alsınlar, oraya gitsinler, yüz sene çalışsınlar. O zâtın, o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini, acaba yapabilirler mi? &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-2608336439262137657?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=206' title='Haydi tüm filozoflar iş başına!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/2608336439262137657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=2608336439262137657' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/2608336439262137657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/2608336439262137657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/haydi-tm-filozoflar-i-bana.html' title='Haydi tüm filozoflar iş başına!'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-159340728164016808</id><published>2008-10-22T20:54:00.001+03:00</published><updated>2008-10-22T20:57:47.190+03:00</updated><title type='text'>Zerreler (atomlar) tabiata havale edilirse...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Meselâ şeffaf, parlak bir zerrecik, bizzat kendi başıyla bir kibrit başı kadar bir nur içinde yerleşmez ve ona masdar olamaz. Kendi cirmi kadar ve mahiyeti miktarınca, bil'asâle, cüz'î, zerre gibi bir nuru olabilir. Fakat o zerrecik, güneşe intisap edip, ona karşı gözünü açıp baksa, o vakit o koca güneşi ziyasıyla, elvân-ı seb'asıyla, hararetiyle, hattâ mesafesiyle içine alabilir ve bir nevi tecellî-i âzamına mazhar olur. Demek, o zerre kendi kendine kalsa, bir zerre kadar ancak iş görebilir. Eğer güneşe memur ve mensup ve mir'at sayılsa, güneş gibi, güneşin icraatındaki bir kısım cüz'î numunelerini gösterebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;İşte, , herbir mevcut, hattâ herbir zerre, eğer kesrete ve şirke ve esbaba ve tabiata ve kendi kendine isnad edilse, o vakit herbir zerre, herbir mevcut, ya bir ilm-i muhit ve kudret-i mutlaka sahibi olmalı; veyahut hadsiz mânevî makine ve matbaalar içinde teşekkül etmeli-tâ ona tevdi edilen acip vazifeleri yapabilsin. Eğer o zerreler Vâhid-i Ehade isnad edilse, o vakit herbir masnu, herbir zerre Ona mensup olur, Onun memuru hükmüne geçer. Şu intisabı, onu tecellîye mazhar eder. Bu mazhariyet ve intisapla, nihayetsiz bir ilim ve kudrete istinad eder. Hâlıkının kuvvetiyle, milyonlar defa kuvvet-i zâtîsinden fazla işleri, vazifeleri, o intisap ve istinad sırrıyla yapar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-159340728164016808?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=950&amp;a=zeyl' title='Zerreler (atomlar) tabiata havale edilirse...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/159340728164016808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=159340728164016808' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/159340728164016808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/159340728164016808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/zerreler-atomlar-tabiata-havale.html' title='Zerreler (atomlar) tabiata havale edilirse...'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-8873170979937450867</id><published>2008-10-22T20:33:00.002+03:00</published><updated>2008-10-22T20:42:18.239+03:00</updated><title type='text'>Her duaya cevap var....</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her duâ için cevap vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlûbu vermek Cenâb-ı Hakkın hikmetine tâbidir.&lt;/span&gt;&lt;p face="times new roman" id="c_paragraf"&gt;Meselâ, birisi kendine bir erkek evlât ister. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdını veriyor. "Duası kabul olunmadı" denilmez. "Daha evlâ bir surette kabul edildi" denilir. Hem Bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi" denilmez. Belki, "Daha evlâ bir surette kabul edildi" denilir, ve hâkezâ...&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_Green_Bold"&gt;Madem Cenâb-ı Hak Hakîmdir. Biz Ondan isteriz, O da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder.&lt;/span&gt; Hasta, tabibin hikmetini itham etmemeli. Hasta bal ister; tabib-i hâzık, sıtması için sulfato verir. "Tabip beni dinlemedi" denilmez. Belki âh ü fizârını dinledi, işitti, cevap da verdi, maksudun iyisini yerine getirdi.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Eğer dua ıztırar (zaruret) derecesine gelse veya ihtiyac-ı fıtrîye tam münasebettar ise veya lisan-ı istidada yakınlaşmışsa veya sâfi, hâlis kalbin lisanıyla ise, ekseriyet-i mutlaka ile makbuldür. Terakkiyât-ı beşeriyenin kısm-ı âzamı ve keşfiyatları (teknolojik buluşlar), bir nevi dua neticesidir. Havârık-ı medeniyet (medeniyet harikası) dedikleri şeyler ve keşfiyatlarına medar-ı iftihar (gururlandıkları) zannettikleri emirler, mânevî bir dua neticesidir. Hâlis bir lisan-ı istidatla istenilmiş, onlara verilmiştir. Lisan-ı istidatla ve lisan-ı ihtiyac-ı fıtrî ile olan dualar dahi, bir mâni olmazsa ve şerâit dahilinde ise, daima makbuldürler.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-8873170979937450867?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=995' title='Her duaya cevap var....'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/8873170979937450867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=8873170979937450867' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8873170979937450867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8873170979937450867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/her-duaya-cevap-var.html' title='Her duaya cevap var....'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-6065781885311430635</id><published>2008-10-22T20:08:00.004+03:00</published><updated>2008-10-22T20:13:12.655+03:00</updated><title type='text'>Milliyetçilik ... menfi ya da müsbet?</title><content type='html'>&lt;p id="c_paragraf"&gt;Fikr-i milliyet şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zalimleri, bunu İslâmlar içinde menfi bir surette uyandırıyorlar, tâ ki parçalayıp onları yutsunlar. &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var, gafletkârâne bir lezzet var, şeâmetli bir kuvvet var. Onun için, şu zamanda hayat-ı içtimaiye ile meşgul olanlara "Fikr-i milliyeti bırakınız" denilmez. Fakat fikr-i milliyet iki kısımdır: &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Bir kısmı menfidir, şeâmetlidir, zararlıdır. Başkasını yutmakla beslenir, diğerlerine adâvetle devam eder, müteyakkız davranır. Şu ise, muhasamet ve keşmekeşe sebeptir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Evet, acaba hangi unsur var ki, üç yüz elli milyon vardır? Ve o İslâmiyet yerine o unsuriyet fikri, fikir sahibine o kadar kardeşleri, hem ebedî kardeşleri kazandırsın?&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Evet, menfi milliyetin tarihçe pek çok zararları görülmüş. Ezcümle, Emevîler, bir parça fikr-i milliyeti siyasetlerine karıştırdıkları için, hem âlem-i İslâmı küstürdüler, hem kendileri de çok felâketler çektiler. &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Hem Avrupa milletleri şu asırda unsuriyet fikrini çok ileri sürdükleri için, Fransız ve Almanın çok şeâmetli ebedî adâvetlerinden başka, Harb-i Umumîdeki hâdisât-ı müthişe dahi, menfi milliyetin nev-i beşere ne kadar zararlı olduğunu gösterdi. &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Hem bizde, iptida-yı Hürriyette, Babil Kalesinin harabiyeti zamanında "tebelbül-ü akvam" tabir edilen teşâub-u akvam ve o teşâub sebebiyle dağılmaları gibi, menfi milliyet fikriyle, başta Rum ve Ermeni olarak pek çok kulüpler namında sebeb-i tefrika-i kulûb, muhtelif mülteciler cemiyetleri teşekkül etti. Ve onlardan şimdiye kadar ecnebîlerin boğazına gidenlerin ve perişan olanların halleri, menfi milliyetin zararını gösterdi. &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Şimdi ise, en ziyade birbirine muhtaç ve birbirinden mazlum ve birbirinden fakir ve ecnebî tahakkümü altında ezilen anâsır ve kabâil-i İslâmiye içinde, fikr-i milliyetle birbirine yabanî bakmak ve birbirini düşman telâkki etmek öyle bir felâkettir ki, tarif edilmez. Adeta bir sineğin ısırmaması için, müthiş yılanlara arka çevirip sineğin ısırmasına karşı mukabele etmek gibi bir divanelikle, büyük ejderhalar hükmünde olan Avrupa'nın doymak bilmez hırslarını, pençelerini açtıkları bir zamanda onlara ehemmiyet vermeyip, belki mânen onlara yardım edip, menfi unsuriyet fikriyle şark vilâyetlerindeki vatandaşlara veya cenup tarafındaki dindaşlara adâvet besleyip onlara karşı cephe almak, çok zararları ve mehâlikiyle beraber, o cenup efradları içinde düşman olarak yoktur ki, onlara karşı cephe alınsın. Cenuptan gelen Kur'ân nuru var; İslâmiyet ziyası gelmiş; o içimizde vardır ve her yerde bulunur. İşte o dindaşlara adâvet ise, dolayısıyla İslâmiyete, Kur'ân'a dokunur. İslâmiyet ve Kur'ân'a karşı adâvet ise, bütün bu vatandaşların hayat-ı dünyeviye ve hayat-ı uhreviyesine bir nevi adâvettir. Hamiyet namına hayat-ı içtimaiyeye hizmet edeyim diye iki hayatın temel taşlarını harap etmek, hamiyet değil, hamâkattir! &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_KonuBaslik"&gt;Dördüncü Mesele: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Müsbet milliyet, hayat-ı içtimaiyenin ihtiyac-ı dahilîsinden ileri geliyor. Teâvüne, tesanüde sebeptir; menfaatli bir kuvvet temin eder, uhuvvet-i İslâmiyeyi daha ziyade teyid edecek bir vasıta olur. &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;Şu müsbet fikr-i milliyet, İslâmiyete hâdim olmalı, kale olmalı, zırhı olmalı; yerine geçmemeli. Çünkü İslâmiyetin verdiği uhuvvet içinde bin uhuvvet var; âlem-i bekada ve âlem-i berzahta o uhuvvet bâki kalıyor. Onun için, uhuvvet-i milliye ne kadar da kavî olsa, onun bir perdesi hükmüne geçebilir. Yoksa onu onun yerine ikame etmek, aynı kalenin taşlarını kalenin içindeki elmas hazinesinin yerine koyup, o elmasları dışarı atmak nevinden ahmakane bir cinayettir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte, ey ehl-i Kur'ân olan şu vatanın evlâtları! Altı yüz sene değil, belki Abbasîler zamanından beri, bin senedir Kur'ân-ı Hakîmin bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyup Kur'ân'ı ilân etmişsiniz. Milliyetinizi Kur'ân'a ve İslâmiyete kal'a yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz, müthiş tehâcümâtı def ettiniz. . Şimdi Avrupa'nın ve frenk-meşrep münafıkların desiselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitaba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız. &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-6065781885311430635?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1013' title='Milliyetçilik ... menfi ya da müsbet?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/6065781885311430635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=6065781885311430635' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6065781885311430635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6065781885311430635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/milliyetilik-menfi-ya-da-msbet.html' title='Milliyetçilik ... menfi ya da müsbet?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-5888897441374886145</id><published>2008-10-22T20:01:00.002+03:00</published><updated>2008-10-22T20:04:16.885+03:00</updated><title type='text'>Hz.Adem niçin cennetten ihraç edildi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Hazret-i Âdem'in (a.s.) Cennetten ihracı ve bir kısım benîâdem'in Cehenneme ithali ne hikmete mebnidir? &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Elcevap:&lt;/span&gt; Hikmeti, tavziftir (vazife vermek). Öyle bir vazife ile memur edilerek gönderilmiştir ki, bütün terakkiyât-ı mâneviye-i beşeriyenin ve bütün istidâdât-ı beşeriyenin inkişaf ve inbisatları ve mahiyet-i insaniyenin bütün esmâ-i İlâhiyeye bir âyine-i câmia olması, o vazifenin netâicindendir. Eğer Hazret-i Âdem Cennette kalsaydı, melek gibi makamı sabit kalırdı; istidâdât-ı beşeriye inkişaf etmezdi. Halbuki, yeknesak makam sahibi olan melâikeler çoktur; o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i İlâhiye, nihayetsiz makamâtı kat edecek olan insanın istidadına muvafık bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melâikelerin aksine olarak, muktezâ-yı fıtratları olan malûm günahla Cennetten ihraç edildi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Demek, Hazret-i Âdem'in Cennetten ihracı ayn-ı hikmet ve mahz-ı rahmet olduğu gibi, küffârın da Cehenneme ithalleri haktır ve adalettir. Onuncu Sözün Üçüncü İşaretinde denildiği gibi, çendan kâfir az bir ömürde bir günah işlemiş; fakat o günah içinde nihayetsiz bir cinayet var. Çünkü, küfür, bütün kâinatı tahkirdir, kıymetlerini tenzil etmektir ve bütün masnuatın vahdaniyete şehadetlerini tekziptir ve mevcudat aynalarında cilveleri görünen esmâ-i İlâhiyeyi tezyiftir. Onun için, mevcudatın hakkını kâfirden almak üzere, mevcudatın Sultanı olan Kahhâr-ı Zülcelâlin, kâfirleri ebedî Cehenneme atması ayn-ı hak ve adalettir. Çünkü nihayetsiz cinayet nihayetsiz azâbı ister.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-5888897441374886145?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/5888897441374886145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=5888897441374886145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/5888897441374886145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/5888897441374886145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/hzadem-niin-cennetten-ihra-edildi.html' title='Hz.Adem niçin cennetten ihraç edildi?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-8598061708491917790</id><published>2008-10-21T01:58:00.002+03:00</published><updated>2008-10-21T02:02:05.914+03:00</updated><title type='text'>Şerri yaratmak şer midir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Hâşâ, halk-ı şer şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünkü, halk ve icad bütün netâice bakar. Kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netâice bakar. Meselâ, yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var; bütünü de güzeldir. Sû-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, "Yağmurun icadı rahmet değildir" diyemez, "Yağmurun halkı şerdir" diye hükmedemez. Belki sû-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu. Hem ateşin halkında çok faydalar var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar, sû-i kesbiyle, sû-i istimaliyle ateşten zarar görse, "Ateşin halkı şerdir" diyemez. Çünkü, ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış. Belki o, kendi sû-i ihtiyarıyla, yemeğini pişiren ateşe elini soktu ve o hizmetkârını kendine düşman etti. &lt;/span&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Elhasıl:&lt;/span&gt; Hayr-ı kesir için şerr-i kalil kabul edilir. Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesiri intaç eden bir şer terk edilse, o vakit şerr-i kesir irtikâp edilmiş olur. Meselâ, cihada asker sevk etmekte, elbette bazı cüz'î ve maddî ve bedenî zarar ve şer olur. Fakat o cihadda hayr-ı kesir var ki, İslâm, küffârın istilâsından kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terk edilse, o vakit hayr-ı kesir gittikten sonra, şerr-i kesir gelir. O ayn-ı zulümdür. Hem meselâ, kangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir. Halbuki zâhiren bir şerdir. Parmak kesilmezse el kesilir, şerr-i kesir olur. &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;âlem-i insaniyette ise, merâtib-i terakkiyat ve tedenniyat, nihayetsizdir; Nemrutlardan, Firavunlardan tut, tâ sıddıkîn-i evliya ve enbiyaya kadar gayet uzun bir mesafe-i terakki var.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-8598061708491917790?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=751' title='Şerri yaratmak şer midir?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/8598061708491917790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=8598061708491917790' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8598061708491917790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8598061708491917790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/erri-yaratmek-er-midir.html' title='Şerri yaratmak şer midir?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-6721815622541607675</id><published>2008-10-21T01:55:00.001+03:00</published><updated>2008-10-21T01:58:45.473+03:00</updated><title type='text'>Ekser insanlar kafir oluyor.</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Kemiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok. Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar. Meselâ, yüz hurma çekirdeği bulunsa, toprak altına konup su verilmezse ve muamele-i kimyeviye görmezse ve bir mücahede-i hayatiyeye mazhar olmazsa, yüz para kıymetinde yüz çekirdek olur. Fakat su verildiği ve mücahede-i hayatiyeye maruz kaldığı vakit, sû-i mizacından sekseni bozulsa, yirmisi meyvedar yirmi hurma ağacı olsa, diyebilir misin ki, "Suyu vermek şer oldu, ekserisini bozdu"? Elbette diyemezsin. Çünkü o yirmi, yirmi bin hükmüne geçti. Sekseni kaybeden, yirmi bini kazanan zarar etmez, şer olmaz. &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem meselâ, tavus kuşunun yüz yumurtası bulunsa, yumurta itibarıyla beş yüz kuruş eder. Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa, sekseni bozulsa, yirmisi yirmi tavus kuşu olsa, denilebilir mi ki, "Çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu kuluçkaya kapanmak çirkin oldu, şer oldu"? Hayır, öyle değil, belki hayırdır. Çünkü o tavus milleti ve o yumurta taifesi, dört yüz kuruş fiyatında bulunan seksen yumurtayı kaybedip, seksen lira kıymetinde yirmi tavus kuşu kazandı. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte, nev-i beşer, bi'set-i enbiya ile, sırr-ı teklif ile, mücahede ile, şeytanlarla muharebe ile kazandıkları yüz binlerle enbiya ve milyonlarla evliya ve milyarlarla asfiya gibi âlem-i insaniyetin güneşleri, ayları ve yıldızları mukabilinde, kemiyetçe kesretli, keyfiyetçe ehemmiyetsiz hayvânât-ı muzırra nevinden olan küffârı ve münafıkları kaybetti. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-6721815622541607675?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=752' title='Ekser insanlar kafir oluyor.'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/6721815622541607675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=6721815622541607675' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6721815622541607675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6721815622541607675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/ekser-insanlar-kafir-oluyor.html' title='Ekser insanlar kafir oluyor.'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-7722223217853780900</id><published>2008-10-21T01:20:00.001+03:00</published><updated>2008-10-21T01:22:49.792+03:00</updated><title type='text'>Niye ekseri müslümanlara musibet iniyor?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Büyük hatâlar ve cinâyetler, tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinâyetler, tâcil ile küçük merkezlerde verildiği gibi; mühim bir hikmete binâen, ehl-i küfrün cinâyetlerinin kısm-ı âzamı, mahkeme-i kübrâ-i haşre tehir edilerek, ehl-i imânın hatâları, kısmen bu dünyada cezası verilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Hem, Rus gibi olanlar, mensuh ve tahrif edilmiş bir dini terk etmekle, hak ve ebedî ve kâbil-i nesh olmayan bir dine ihânet etmek derecesinde gayretullaha dokunmadığından, zemin şimdilik onları bırakıp, bunlara hiddet ediyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-7722223217853780900?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=148&amp;a=zeyl' title='Niye ekseri müslümanlara musibet iniyor?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/7722223217853780900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=7722223217853780900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/7722223217853780900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/7722223217853780900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/niye-ekseri-mslmanlara-musibet-iniyor.html' title='Niye ekseri müslümanlara musibet iniyor?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-5444357154606539560</id><published>2008-10-21T01:14:00.002+03:00</published><updated>2008-10-21T01:19:13.287+03:00</updated><title type='text'>Musibetler (deprem gibi) neden masumlara da isabet ediyor?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücâhededir. İmtihan ve teklif, iktizâ ederler ki, hakikatler perdeli kalıp, tâ müsâbaka ve mücâhede ile, Ebû Bekir'ler âlâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebû Cehil'ler esfel-i sâfilîne girsinler. Eğer mâsumlar böyle musîbetlerde sağlam kalsaydılar, Ebû Cehil'ler, aynen Ebû Bekir'ler gibi teslim olup, mücâhede ile mânevî terakkî kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı.(sadece masumlar kurtulsa,herkes ister istemez iman edecek,iman sırrı bozulacaktı.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Mâdem, mazlum zâlim ile beraber musîbete düşmek, hikmet-i İlâhiyece lâzım geliyor; acaba o bîçare mazlumların rahmet ve adâletten hisseleri nedir? &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Bu suâle karşı cevaben denildi ki, o musîbetteki gazab ve hiddet içinde, onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü, o mâsumların fânî malları, onların hakkında sadaka olup, bâkî bir mal hükmüne geçtiği gibi, fânî hayatları dahi bir bâkî hayatı kazandıracak derecede, bir nevi şehâdet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azabdan büyük ve dâimî bir kazancı kazandıran bu zelzele, onlar hakkında, aynı gazab içinde bir rahmettir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-5444357154606539560?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=149' title='Musibetler (deprem gibi) neden masumlara da isabet ediyor?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/5444357154606539560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=5444357154606539560' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/5444357154606539560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/5444357154606539560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/musibetler-deprem-gibi-neden-masumlara.html' title='Musibetler (deprem gibi) neden masumlara da isabet ediyor?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-5147709163070568067</id><published>2008-10-21T01:04:00.000+03:00</published><updated>2008-10-21T01:06:59.055+03:00</updated><title type='text'>Felsefe talebesi-Kur'an talebesi</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat, menfaati için en hasis şeye ibâdet eden bir firavun-u zelîldir; her menfaatli şeyi kendine rab tanır. Hem, o dinsiz şâkird, mütemerrid ve muanniddir. Fakat, bir lezzet için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir; şeytan gibi şahısların bir menfaat-i hasîse için ayağını öpmekle zillet gösterir denî bir muanniddir. Hem, o dinsiz şâkird, cebbâr bir mağrurdur. Fakat, kalbinde nokta-i istinad bulmadığı için, zâtında gayet acz ile âciz bir cebbâr-ı hodfüruştur. Hem o şâkird, menfaatperest hodendiştir ki, gâye-i himmeti nefs ve batnın ve fercin hevesâtını tatmin ve menfaat-i şahsiyesini bâzı menfaat-i kavmiye içinde arayan, dessas bir hodgâmdır. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Ammâ hikmet-i Kur'ân'ın hâlis tilmizi ise, bir abddir; fakat, âzam mahlûkata da ibâdete tenezzül etmez; hem, Cennet gibi âzam menfaat olan bir şeyi, gâye-i ibâdet kabul etmez bir abd-i azîzdir. Hem, tilmiz-i mütevâzidir, selîm, halîmdir; fakat, Fâtırının gayrına, daire-i izni haricinde, ihtiyârıyla tezellüle tenezzül etmez. Hem, fakir ve zayıftır, fakr ve zaafını bilir; fakat, onun Mâlik-i Kerîmi, ona iddihar ettiği uhrevî servet ile müstağnîdir ve Seyyidinin nihayetsiz kudretine istinad ettiği için, kavîdir. Hem, yalnız livechillâh, rızâ-i İlâhî için, fazîlet için amel eder, çalışır &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-5147709163070568067?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=112' title='Felsefe talebesi-Kur&apos;an talebesi'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/5147709163070568067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=5147709163070568067' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/5147709163070568067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/5147709163070568067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/felsefe-talebesi-kuran-talebesi.html' title='Felsefe talebesi-Kur&apos;an talebesi'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-176642787347949411</id><published>2008-10-21T01:02:00.001+03:00</published><updated>2008-10-21T01:07:22.794+03:00</updated><title type='text'>Felsefe ne yapar?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Felsefe hikmeti ise, bütün hârikulâde olan mu'cizât-ı kudreti âdet perdesi içinde saklayıp, câhilâne ve lâkaydâne üstünde geçer. Yalnız hârikulâdelikten düşen ve intizam-ı hilkatten hurûc (çıkan) eden ve kemâl-i fıtrattan sukut eden nâdir ferdleri nazar-ı dikkate arz eder, onları birer ibretli hikmet diye zîşuura takdim eder. Meselâ, en câmi' bir mu'cize-i kudret olan insanın hilkatini âdi deyip lâkaydlıkla bakar. Fakat insanın kemâl-i hilkatinden hurûc etmiş, üç ayaklı yahut iki başlı bir insanı, bir velvele-i istiğrabla nazar-ı ibrete teşhir eder. Meselâ, en latîf ve umumi bir mu'cize-i rahmet olan bütün yavruların hazîne-i gaybdan muntazam iâşelerini âdi görüp, küfran perdesini üstüne çeker. Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabîlesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür, ondan tecellî eden lûtuf ve keremle bütün balıkçıları ağlatmak ister.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-176642787347949411?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=116' title='Felsefe ne yapar?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/176642787347949411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=176642787347949411' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/176642787347949411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/176642787347949411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/felsefe-nne-yapar.html' title='Felsefe ne yapar?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-3971830345155974160</id><published>2008-10-21T00:50:00.002+03:00</published><updated>2008-10-21T00:53:16.946+03:00</updated><title type='text'>Kader adildir!</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Çünkü, kader hakiki illetlere bakar, adâlet eder; insanlar, zâhirî gördükleri illetlere hükümlerini binâ eder, kaderin aynı adâletinde zulme düşerler. Meselâ, hâkim seni sirkatle(hırsızlık) mahkûm edip, hapsetti. Halbuki, sen sârık değilsin; fakat, kimse bilmez gizli bir katlin var. İşte, kader-i İlâhî dahi seni o hapisle mahkûm etmiş. Fakat, kader, o gizli katlin için mahkûm edip adâlet etmiş; hâkim ise, sen ondan mâsum olduğun sirkate binâen mahkûm ettiği için zulmetmiştir. İşte, şey-i vâhidde iki cihetle kader ve icad-ı İlâhînin adâleti ve insan kisbinin zulmü göründüğü gibi; başka şeyleri buna kıyas et. Demek, kader ve icad-ı İlâhî mebde' ve müntehâ, asıl ve fer', illet ve neticeler itibâriyle şerden ve kubuhtan ve zulümden münezzehtir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-3971830345155974160?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=418' title='Kader adildir!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/3971830345155974160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=3971830345155974160' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/3971830345155974160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/3971830345155974160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/kader-adildir.html' title='Kader adildir!'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-782779875840161194</id><published>2008-10-21T00:46:00.001+03:00</published><updated>2008-10-21T00:49:27.953+03:00</updated><title type='text'>Ölümler,musibetler netice itibariyle güzeldir.</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;"Kâinatı hüsün ve cemâl ve güzellik ve adalet ihata etmiştir. Halbuki, gözümüz önünde bu kadar çirkinliklere ve musibetlere ve hastalıklara ve beliyyelere ve ölümlere ne diyeceksin?" &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Elcevap:&lt;/span&gt; Çok güzellikleri intaç veya izhar eden bir çirkinlik dahi, dolayısıyla bir güzelliktir. Ve çok güzelliklerin görünmemesine ve gizlenmesine sebep olan bir çirkinliğin yok olması, görünmemesi, yalnız bir değil, belki müteaddit defa çirkindir. Meselâ, vâhid-i kıyasî gibi bir kubh bulunmazsa, hüsnün hakikatı bir tek nevi olur; pek çok mertebeleri gizli kalır. Ve kubhun tedahülü ile mertebeleri inkişaf eder. Nasıl ki soğuğun vücuduyla hararetin mertebeleri ve karanlığın bulunmasıyla ziyanın dereceleri tezahür eder. Aynen öyle de, cüzî şer ve zarar ve musibet ve çirkinliğin bulunmasıyla, küllî hayırlar ve küllî menfaatler ve küllî nimetler ve küllî güzellikler tezahür ederler. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Demek çirkinin icadı çirkin değil, güzeldir. Çünkü, neticelerin çoğu güzeldir. Evet, yağmurdan zarar gören tembel bir adam, yağmura rahmet namını verdiren hayırlı neticelerini hükümden iskat etmez, rahmeti zahmete çeviremez. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Amma, fena ve zevâl ve mevt ise, Yirmi Dördüncü Mektupta gayet kuvvetli ve katî bürhanlarla ispat edilmiş ki, onlar umumî rahmete ve ihatalı hüsne ve şümûllü hayra münâfi değiller; belki muktezalarıdırlar. Hattâ şeytanın dahi, mânevî terakkiyat-ı beşeriyenin zembereği olan müsabakaya ve mücadeheye sebep olduğundan, o nevin icadı dahi hayırdır, o cihette güzeldir. Hem, hattâ kâfir, küfürle bütün kâinatın hukukuna bir tecavüz ve şerefini tahkir ettiğinden, ona cehennem azabı vermek güzeldir. Başka risalelerde bu iki nokta tamamen tafsil edildiğinden, burada bir kısa işaretle iktifa ediyoruz. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-782779875840161194?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1671&amp;a=birinci%20%FE%FDkk%FD' title='Ölümler,musibetler netice itibariyle güzeldir.'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/782779875840161194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=782779875840161194' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/782779875840161194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/782779875840161194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/lmlermusibetler-netice-itibariyle.html' title='Ölümler,musibetler netice itibariyle güzeldir.'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-1545938564283272277</id><published>2008-10-21T00:33:00.003+03:00</published><updated>2008-10-21T00:39:26.695+03:00</updated><title type='text'>Allah'ın tek iken her yerde,her şeye yakın ve her işi bizzat elinde tutmasına bir örnek..</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Birtek zât, muhtelif aynalar vâsıtasıyla külliyet kesb eder. Cüz'î-yi hakiki iken, umumi şuûnâta mâlik bir küllî hükmüne geçer. Meselâ, şems bir cüz'î bir şahıs iken, eşyâ-i şeffâfe vâsıtasıyla, öyle küllî hükmüne geçer ki, rûy-i zemini timsâlleriyle, akisleriyle dolduruyor; hattâ katarât ve parlak zerrât adedince cilveleri bulunuyor. Güneşin harareti ve ziyâsı ve ziyânın içinde olan yedi renkli elvân-ı seb'ası, herbirisi, mukabilindeki eşyaya muhît, âmm ve şâmil oldukları halde; herbir şeffaf şey dahi güneşin timsâliyle beraber harareti, hem ziyâyı, hem elvân-ı seb'ayı gözbebeğinde saklıyor ve sâfî kalbini ona bir taht yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Evet, nasıl güneş, kayıtsız nuru, maddesiz aksi vâsıtasıyla, sana senin gözbebeğinden daha yakın olduğu halde, sen mukayyed olduğun için ondan gayet uzaksın, ona yaklaşmak için çok kayıtlardan tecerrüd etmek, çok merâtib-i külliyeden geçmek lâzım gelir; âdetâ mânen yer kadar büyüyüp kamer kadar yükselip, sonra doğrudan doğruya güneşin mertebe-i asliyesine bir derece yanaşabilir ve perdesiz görüşebilirsin; öyle de, Celîl-i Zülcemâl, Cemîl-i Zülkemâl, sana gayet yakındır. Sen Ondan gayet uzaksın. Kalbin kuvveti, aklın ulviyeti varsa, temsildeki noktaları hakikate tatbike çalış.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-1545938564283272277?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=169' title='Allah&apos;ın tek iken her yerde,her şeye yakın ve her işi bizzat elinde tutmasına bir örnek..'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/1545938564283272277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=1545938564283272277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1545938564283272277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1545938564283272277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/allahn-tek-iken-her-yerdeher-eye-yakn.html' title='Allah&apos;ın tek iken her yerde,her şeye yakın ve her işi bizzat elinde tutmasına bir örnek..'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-7128725983823070881</id><published>2008-10-21T00:26:00.002+03:00</published><updated>2008-10-21T00:31:35.060+03:00</updated><title type='text'>Şeytan dedi:Çok insanlar ve insanın meşhur akillerine Kur'an'ı ve Muhammed'i  inkar ettirdim.</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Evvelâ:&lt;/span&gt; Gayet uzak mesafeden bakılsa, en büyük şey, en küçük şey gibi görünebilir; bir yıldız, bir mum kadar denilebilir. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Sâniyen: Hem, tebeî, sathî bir nazarla bakılsa, gayet muhâl birşey, mümkün görünebilir. Bir zaman, bir ihtiyar adam, Ramazan hilâlini görmek için semâya bakmış. Gözüne bir beyaz kıl inmiş; o kılı ay zannetmiş, 'Ayı gördüm' demiş. İşte, muhâldir ki, hilâl, o beyaz kıl olsun. Fakat, kasden ve bizzat aya baktığı, ve o saçı tebeî ve dolayısıyla ve ikinci derece göründüğü için, o muhâli mümkün telâkkî etmiş. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Sâlisen:&lt;/span&gt; Hem, kabul etmemek başkadır, inkâr etmek başkadır. Adem-i kabul bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu sûrette, çok muhâl şeyler onun içinde gizlenebilir; onun aklı onlarla uğraşmaz. Ammâ inkâr ise, o adem-i kabul değil, belki o, kabul-ü ademdir, bir hükümdür. Onun aklı hareket etmeye mecburdur. O halde senin gibi bir şeytan, onun aklını elinden alır, sonra inkârı ona yutturur. Hem, ey şeytan, bâtılı hak ve muhâli mümkün gösteren gaflet ve dalâlet ve safsata ve inad ve mugâlâta ve mükâbere ve iğfal ve görenek gibi şeytânî desîselerle, çok muhâlâtı intâc eden inkâr ve küfrü, o bedbaht insan sûretindeki hayvanlara yutturmuşsun. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-7128725983823070881?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=162' title='Şeytan dedi:Çok insanlar ve insanın meşhur akillerine Kur&apos;an&apos;ı ve Muhammed&apos;i  inkar ettirdim.'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/7128725983823070881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=7128725983823070881' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/7128725983823070881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/7128725983823070881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/ok-insanlar-ve-insann-mehur-akilleri.html' title='Şeytan dedi:Çok insanlar ve insanın meşhur akillerine Kur&apos;an&apos;ı ve Muhammed&apos;i  inkar ettirdim.'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-804948472384309403</id><published>2008-10-21T00:22:00.001+03:00</published><updated>2008-10-21T00:26:15.426+03:00</updated><title type='text'>Dindar bir zat din namına vahiy geldiğini iddia etmez!</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Evvelâ:&lt;/span&gt; Dindar bir adam, din muhabbeti için, "Hak böyledir, hakikat budur. Allah'ın emri böyledir" der. Yoksa, Allah'ı kendi keyfine konuşturmaz. Hadsiz derece haddinden tecavüz edip, Allah'ın taklidini yapıp, Onun yerinde konuşmaz. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Ve sâniyen:&lt;/span&gt; Bir beşer kendi başına böyle yapması ve muvaffak olması hiçbir cihetle mümkün değildir, belki, yüz derece muhâldir. Çünkü, birbirine yakın zâtlar birbirini taklid edebilirler, bir cinsten olanlar birbirinin sûretine girebilirler, mertebece birbirine yakın olanlar, birbirinin makamlarını taklid edebilirler. Muvakkaten, insanları iğfal ederler; fakat, dâimî iğfal edemezler. Çünkü, ehl-i dikkat nazarında alâküllihâl, etvâr ve ahvâli içindeki tasannuâtlar ve tekellüfâtlar sahtekârlığını gösterecek; hilesi devam etmeyecek. Eğer, sahtekârlıkla taklide çalışan, ötekinden gayet uzaksa, meselâ âdi bir adam, İbni Sînâ gibi bir dâhîyi ilimde taklid etmek istese ve bir çoban bir padişahın vaziyetini takınsa, elbette hiç kimseyi aldatamayacak; belki kendi maskara olacak. Herbir hali bağıracak ki, "Bu sahtekârdır!" &lt;/p&gt;&lt;p id="c_paragraf"&gt;İşte -hâşâ, yüz bin defa hâşâ- Kur'ân beşer kelâmı farz edildiği vakit, nasıl bir yıldızböceği bin sene tekellüfsüz hakiki bir yıldız olarak rasat ehline görünsün? Hem, bir sinek, bir sene tamamen tavus sûretini tasannu'suz, temâşâ ehline göstersin? Hem, sahtekâr, âmî bir nefer, nâmdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsâs etmesin? Hem, müfteri, yalancı, itikadsız bir adam, müddet-i ömründe dâimâ en sâdık, en emîn, en mûtekid bir zâtın keyfiyetini ve vaziyetini en müdakkik nazarlara karşı telâşsız göstersin, dâhîlerin nazarında tasannuu saklansın? Bu ise, yüz derece muhâldir; ona hiçbir zîakıl mümkün diyemez. Öyle de farz etmek dahi, bedihî bir muhâli vâki' farz etmek gibi bir hezeyandır. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-804948472384309403?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=160&amp;a=D%DDN%20NAMINA' title='Dindar bir zat din namına vahiy geldiğini iddia etmez!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/804948472384309403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=804948472384309403' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/804948472384309403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/804948472384309403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/dindar-bir-zat-din-namna-vahiy-geldiini.html' title='Dindar bir zat din namına vahiy geldiğini iddia etmez!'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-3852457761484910681</id><published>2008-10-21T00:15:00.002+03:00</published><updated>2008-10-21T00:19:41.802+03:00</updated><title type='text'>Peygamberimize dair...</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem, bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münâzaralı bir dâvâda hicabsız, pervâsız, küçük fakat hacâletâver bir yalanı, düşmanları yanında, hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telâş göstermeden söyleyemez. &lt;/p&gt;&lt;span id="c_c_kalin"  style="font-family:times new roman;"&gt;Şimdi bak bu zâta:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt; Pek büyük bir vazifede, pek büyük bir vazifedar; pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük husûmet karşısında, pek büyük meselelerde, pek büyük dâvâda, pek büyük bir serbestiyetle, bilâpervâ, bilâtereddüt, bilâhicab, telâşsız, samimi bir safvetle, büyük bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokunduracak şedid, ulvî bir sûrette söylediği sözlerinde hiç hilâf bulunabilir mi? Hiç hile karışması mümkün müdür? Kellâ!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-3852457761484910681?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=206' title='Peygamberimize dair...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/3852457761484910681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=3852457761484910681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/3852457761484910681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/3852457761484910681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/peygamberimize-dair.html' title='Peygamberimize dair...'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-4977660129358619831</id><published>2008-10-21T00:04:00.002+03:00</published><updated>2008-10-21T00:09:37.606+03:00</updated><title type='text'>Kör ve serseri tesadüf bunu yapamaz...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Meselâ bu gözümüz önünde bir parmak kadar asmanın üzüm çubuğunda yirmi salkım var. Ve her salkımda, şekerli şurup tulumbacıklarından yüzer tane var. Ve her tanenin yüzüne incecik ve güzel ve lâtif ve renkli bir mahfazayı giydirmek; ve nazik ve yumuşak kalbinde, kuvve-i hafızası ve programı ve tarihçe-i hayatı hükmünde olan sert kabuklu, ceviz içli çekirdekleri koymak; ve karnında cennet helvası gibi bir tatlıyı ve âb-ı kevser gibi bir balı yapmak; ve bütün zemin yüzünde, hadsiz emsalinde aynı dikkat, aynı hikmet, aynı harika-i san'atı, aynı zamanda, aynı tarzda yaratmak, elbette bedahetle gösterir ki, bu işi yapan bütün kâinatın Hâlıkıdır. Ve nihayetsiz bir kudreti ve hadsiz bir hikmeti iktiza eden şu fiil, ancak Onun fiilidir. &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Evet, bu çok hassas mizana ve çok maharetli san'ata ve çok hikmetli intizama, kör ve serseri ve intizamsız ve şuursuz ve hedefsiz ve istilâcı ve karıştırıcı olan kuvvetler ve tabiatlar ve sebepler karışamazlar, ellerini uzatamazlar. Yalnız, mef'uliyette ve kabulde ve perdedarlıkta, emr-i Rabbânî ile istihdam olunuyorlar. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-4977660129358619831?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1782&amp;a=%FC%E7%FCnc%FC%20hakikat' title='Kör ve serseri tesadüf bunu yapamaz...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/4977660129358619831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=4977660129358619831' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/4977660129358619831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/4977660129358619831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/kr-ve-serseri-tesadf-bunu-yapamaz.html' title='Kör ve serseri tesadüf bunu yapamaz...'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-8287354871104705667</id><published>2008-10-20T23:53:00.000+03:00</published><updated>2008-10-20T23:56:47.815+03:00</updated><title type='text'>Kainatta hakiki çirkinlik var mıdır?</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Herşeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki herşey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zâhiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var. Ezcümle: &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında, nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebâtâtın tebessümleri saklanmış. Ve güz mevsiminin haşin tahribâtı, hazin firâk perdeleri arkasında, tecelliyât-ı Celâliye-i Sübhâniyenin mazharı olan kış hâdiselerinin tazyikinden ve tâzibinden muhâfaza etmek için, nazdar çiçeklerin dostları olan nâzenin hayvancıkları vazife-i hayattan terhis etmekle beraber, o kış perdesi altında nâzenin, taze, güzel bir bahara yer ihzar etmektir. Fırtına, zelzele, vebâ gibi hâdiselerin perdeleri altında gizlenen pek çok mânevî çiçeklerin inkişafı vardır. Tohumlar gibi neşv ü nemâsız kalan birçok istidad çekirdekleri, zâhiri çirkin görünen hâdiseler yüzünden sünbüllenip güzelleşir. Güyâ umum inkılâblar ve küllî tahavvüller birer mânevî yağmurdur. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Fakat insan, hem zâhirperest, hem hodgâm olduğundan, zâhire bakıp çirkinlikle hükmeder. Hodgâmlık cihetiyle, yalnız kendine bakan netice ile muhâkeme ederek şer olduğuna hükmeder. Halbuki, eşyanın insana âit gâyesi bir ise, Sâniinin esmâsına âit binlerdir. Meselâ, kudret-i Fâtıranın büyük mu'cizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları muzır, mânâsız telâkkî eder. Halbuki onlar, otların ve ağaçların mücehhez kahramanlarıdırlar.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Meselâ, atmaca kuşu serçelere tasliti, zâhiren rahmete uygun gelmez. Halbuki serçe kuşunun istidadı, o taslit ile inkişaf eder. Meselâ, "kar"ı pek bâridâne ve tatsız telâkkî ederler. Halbuki, o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gâyeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem insan, hodgâmlık ve zâhirperestliğiyle beraber, herşeyi kendine bakan yüzüyle muhâkeme ettiğinden, pek çok mahz-ı edebî olan şeyleri, hilâf-ı edeb zanneder. Meselâ, âlet-i tenâsül-i insan, insan nazarında bahsi hacâletâverdir. Fakat şu perde-i hacâlet, insana bakan yüzdedir. Yoksa, hilkate, san'ata ve gâyât-ı fıtrata bakan yüzler öyle perdelerdir ki, hikmet nazarıyla bakılsa ayn-ı edebdir, hacâlet ona hiç temas etmez. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-8287354871104705667?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=200' title='Kainatta hakiki çirkinlik var mıdır?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/8287354871104705667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=8287354871104705667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8287354871104705667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/8287354871104705667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/kainatta-hakiki-irkinlik-var-mdr.html' title='Kainatta hakiki çirkinlik var mıdır?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-748334133592586832</id><published>2008-10-20T17:14:00.002+03:00</published><updated>2008-10-20T17:18:01.888+03:00</updated><title type='text'>İslam bizi geri mi bıraktı?</title><content type='html'>&lt;p face="times new roman" id="c_paragraf"&gt; İslâmiyeti Hıristiyan dinine kıyas etmek, kıyas-ı maalfârıktır; o kıyas yanlıştır. Çünkü Avrupa dinine mutaassıp olduğu zaman medenî değildi; taassubu terk etti, medenîleşti. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem din onların içinde üç yüz sene muharebe-i dahiliyeyi intaç etmiş. Müstebit zalimlerin elinde avâmı, fukarayı ve ehl-i fikri ezmeye vasıta olduğundan, onların umumunda muvakkaten dine karşı bir küsmek hasıl olmuştu. İslâmiyette ise, tarihler şahittir ki, bir defadan başka dahilî muharebeye sebebiyet vermemiş. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem ne vakit ehl-i İslâm dine ciddî sahip olmuşlarsa, o zamana nispeten yüksek terakki etmişler. Buna şahit, Avrupa'nın en büyük üstadı Endülüs devlet-i İslâmiyesidir. Hem ne vakit cemaat-i İslâmiye dine karşı lâkayt vaziyeti almışlar; perişan vaziyete düşerek tedennî etmişler. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem İslâmiyet, vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ gibi binler şefkatperverâne mesâil ile fukarayı ve avâmı himaye ettiği, &lt;/p&gt; aklı ve ilmi istişhad ve ikaz ettiği ve ehl-i ilmi himaye ettiği cihetle, daima İslâmiyet fukaraların ve ehl-i ilmin kalesi ve melcei olmuştur. Onun için, İslâmiyete karşı küsmeye hiçbir sebep yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İslâmiyetin Hıristiyanlık ve sair dinlere cihet-i farkının sırr-ı hikmeti şudur ki: &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İslâmiyetin esası, mahz-ı tevhiddir; vesâit ve esbaba tesir-i hakikî vermiyor, icad ve makam cihetiyle kıymet vermiyor. Hıristiyanlık ise, "velediyet" fikrini kabul ettiği için, vesâit ve esbaba bir kıymet verir, enâniyeti kırmaz. Adeta rububiyet-i İlâhiyenin bir cilvesini azizlerine, büyüklerine verir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;"&gt; Onun içindir ki, Hıristiyanların dünyaca en yüksek mertebede olanları, gurur ve enâniyetlerini muhafaza etmekle beraber, sabık Amerika Reisi Wilson gibi, mutaassıp bir dindar olur. Mahz-ı tevhid dini olan İslâmiyet içinde, dünyaca yüksek mertebede olanlar ya enâniyeti ve gururu bırakacak veya dindarlığı bir derece bırakacak. Onun için, bir kısmı lâkayt kalıyorlar, belki dinsiz oluyorlar. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-748334133592586832?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1017' title='İslam bizi geri mi bıraktı?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/748334133592586832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=748334133592586832' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/748334133592586832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/748334133592586832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/islam-bizi-geri-mi-brakt.html' title='İslam bizi geri mi bıraktı?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-990878270387779536</id><published>2008-10-20T17:12:00.000+03:00</published><updated>2008-10-20T17:14:16.573+03:00</updated><title type='text'>Avrupa her cihetle taklit edilmemeli!</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Asya'da uyanan akvam, fikr-i milliyete sarılıp, aynen Avrupa'yı her cihetle taklit ederek, hattâ çok mukaddesatları o yolda feda ederek hareket ediyorlar. Halbuki her milletin kamet-i kıymeti başka bir elbise ister. Bir cins kumaş bile olsa, tarzı ayrı ayrı olmak lâzım gelir. Bir kadına bir jandarma elbisesi giydirilmez. Bir ihtiyar hocaya tango bir kadın libası giydirilmediği gibi, körü körüne taklit dahi çok defa maskaralık olur. Çünkü: &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Evvelâ:&lt;/span&gt; Avrupa bir dükkân, bir kışla ise, Asya bir mezraa, bir cami hükmündedir. Bir dükkâncı dansa gider, bir çiftçi gidemez. Kışla vaziyeti ile mescid vaziyeti bir olmaz. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem ekser enbiyanın Asya'da zuhuru, ağleb-i hukemanın Avrupa'da gelmesi, kader-i ezelînin bir remzi, bir işaretidir ki, Asya akvâmını intibâha getirecek, terakki ettirecek, idare ettirecek, din ve kalbdir. Felsefe ve hikmet ise din ve kalbe yardım etmeli, yerine geçmemeli.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Saniyen:&lt;/span&gt; Din-i İslâmı Hıristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lâkayt olmak, pek büyük bir hatadır. Evvelâ, Avrupa dinine sahiptir. Başta Wilson, Loyd George, Venizelos gibi Avrupa büyükleri, papaz gibi dinlerine mutaassıp olmaları şahittir ki, Avrupa dinine sahiptir, belki bir cihette mutaassıptır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-990878270387779536?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1016' title='Avrupa her cihetle taklit edilmemeli!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/990878270387779536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=990878270387779536' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/990878270387779536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/990878270387779536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/avrupa-her-cihetle-taklit-edilmemeli_20.html' title='Avrupa her cihetle taklit edilmemeli!'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-1907649557399861624</id><published>2008-10-20T17:02:00.003+03:00</published><updated>2008-10-20T23:58:54.444+03:00</updated><title type='text'>Yokluk ispat edilemez.Ama varlık küçük bir iz ile bile ispatlanabilir.....</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakaik-i imaniyenin inkârındaki ittifaklarından telâşa düşen ve itikadını bozan biçare insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve adet çokluğunda değil. Çünkü, insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâp eder. İnsan, bazı frenkler ve frenkmeşrepler gibi ihtirâsât-ı hayvâniyede terakki ettikçe, daha şiddetli bir hayvâniyet mertebesini alır. Sen görüyorsun ki, hayvânâtın kemiyet ve adet itibarıyla hadsiz bir çokluğu varken, ona nispeten insan gayet az iken, umum envâ-ı hayvânat üstünde sultan ve halife ve hâkim olmuştur. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte, muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenâb-ı Hakkın hayvânâtından bir nevi habislerdir ki, Fâtır-ı Hakîm onları dünyanın imârâtı için halk etmiştir. Mü'min ibâdına ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyasî yapıp, âkıbetinde, müstehak oldukları Cehenneme teslim eder. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte, küffârın ve ehl-i dalâletin bir hakikat-i imaniyeyi inkâr ve nefyetmelerinde kuvvet yoktur. Çünkü, nefiy sırrıyla, ittifakları kuvvetsizdir. Bin nefyediciler, bir tek hükmündedir. Meselâ, bütün İstanbul ahalisi, Ramazan'ın başında ayı görmediğinden nefyetse, iki şahidin ispatıyla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifakı sukut eder. Madem küfrün ve dalâletin mahiyeti nefiydir ve inkârdır, cehildir ve ademdir; küffârın kesretle ittifakı ehemmiyetsizdir. Ehl-i hakkın, hak ve sabit ve sübutu ispat olunan mesâil-i imaniyede, şuhuda istinad eden iki mü'minin hükmü, hadsiz o ehl-i dalâletin ittifakına râcih olur, galebe eder. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Bu hakikatin sırrı şudur ki: Nefyedenlerin dâvâları sureten bir iken, müteaddittir; birbiriyle ittihad edemez ki kuvvetlensin. İspat edicilerin dâvâları ittihad ediyor, birbirinden kuvvet alır. Çünkü gökteki hilâl-i Ramazan'ı görmeyen der ki: "Benim nazarımda ay yoktur; benim yanımda görünmüyor." Başkası da "Nazarımda yoktur' der. Daha başkası da öyle der. Herbiri kendi nazarında yoktur der. Herbirinin nazarları ayrı ayrı ve nazara perde olan esbab dahi ayrı ayrı olabildiği için, dâvâları da ayrı ayrı olur, birbirine kuvvet veremez. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Fakat ispat edenler demiyor ki, "Benim nazarımda ve gözümde hilâl var." Belki "Nefsü'l-emirde, göğün yüzünde hilâl vardır, görünür" der. Görenler bütün aynı dâvâyı ve "Nefsü'l-emirde vardır" der. Demek bütün dâvâlar birdir. Nefyedenlerin nazarları ayrı ayrı olduğundan, dâvâları da ayrı ayrı olur. Nefsü'l-emre hükmedemiyorlar. Çünkü nefsü'l-emirde nefiy ispat edilmez. Çünkü ihata lâzımdır. Evet, birşeyi dünyada var desen, yalnız o şeyi göstermek kâfi gelir. Eğer yok deyip nefyetsen, bütün dünyayı eleyip göstermek lâzım gelir ki, tâ o nefiy ispat edilsin. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte bu sırra binaen, ehl-i küfrün bir hakikati nefyetmesi ise, bir meseleyi halletmek veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak misalindedir ki, bin de, bir de, birdir. Çünkü birbirine yardımcı olamaz. Fakat ispat edenler nefsü'l-emirdeki hakikat-i hale baktıkları için, müddeâları ittihad ediyor. Kuvvetleri birbirine yardım eder. Büyük bir taşın kaldırmasına benzer ki, ne kadar eller yapışsa daha ziyade kaldırması kolay olur ve birbirinden kuvvet alır. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-1907649557399861624?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1346' title='Yokluk ispat edilemez.Ama varlık küçük bir iz ile bile ispatlanabilir.....'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/1907649557399861624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=1907649557399861624' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1907649557399861624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1907649557399861624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/yoklu-k-ispat-edimezama-var-olan.html' title='Yokluk ispat edilemez.Ama varlık küçük bir iz ile bile ispatlanabilir.....'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-636249026060515881</id><published>2008-10-20T16:57:00.002+03:00</published><updated>2008-10-20T16:59:24.373+03:00</updated><title type='text'>İ'lem eyyühe'l-aziz! (Bil aziz kardeşim!)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Senin önünde çok korkunç büyük meseleler vardır ki, insanı ihtiyata, ihtimama mecbur eder. &lt;/span&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Birisi:&lt;/span&gt; Ölümdür ki, insanı dünyadan ve bütün sevgililerinden ayıran bir ayrılmaktır. &lt;/p&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;İkincisi:&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;Dehşetli&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;, korkulu ebed memleketine yolculuktur. &lt;/p&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Üçüncüsü:&lt;/span&gt; Ömür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok, acz-i mutlak gibi elim elemlere maruz kalmaktır. Eyleyse, bu gaflet ve nisyan nedir? Devekuşu gibi başını nisyan kumuna sokar, gözüne gaflet gözlüğünü takarsın ki Allah seni görmesin. Veya sen Onu görmeyesin. Ne vakte kadar zailat-ı faniyeye ihtimam ve bakiyat-ı daimeden tegafül edeceksin? &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-636249026060515881?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=2466&amp;a=deh%FEetli' title='İ&apos;lem eyyühe&apos;l-aziz! (Bil aziz kardeşim!)'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/636249026060515881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=636249026060515881' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/636249026060515881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/636249026060515881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/ilem-eyyhel-aziz-bil-aziz-kardeim.html' title='İ&apos;lem eyyühe&apos;l-aziz! (Bil aziz kardeşim!)'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-1460600248126512142</id><published>2008-10-20T16:45:00.002+03:00</published><updated>2008-10-20T16:49:22.221+03:00</updated><title type='text'>Küfrü düşünmek ve hayal etmek küfür müdür?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Şeytanın en tehlikeli bir desisesi şudur ki: Bazı hassas ve sâfi-kalb insanlara, tahayyül-ü küfrîyi tasdik-i küfürle iltibas ettiriyor. Tasavvur-u dalâleti, dalâletin tasdiki suretinde gösteriyor. Ve mukaddes zatlar ve münezzeh şeyler hakkında gayet çirkin hatıraları hayaline gösteriyor. Ve imkân-ı zâtîyi imkân-ı aklî şeklinde gösterip, imandaki yakînine münâfi bir şek tarzını veriyor. Ve o vakit o biçare hassas adam, kendini dalâlet ve küfür içine düştüğünü tevehhüm edip imandaki yakîninin zâil olduğunu zanneder, ye'se düşer, o yeisle şeytana maskara olur. Şeytan hem ye'sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya divane olur, yahut "Her-çibâd-âbâd" der, dalâlete gider.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Nasıl ki aynada yılanın sureti ısırmaz ve ateşin misali yandırmaz ve murdarın aksi telvis etmez. Öyle de, hayal veya fikir aynasında küfriyâtın ve şirkin akisleri ve dalâletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayalleri itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz. Çünkü meşhur kaidedir ki, "Tahayyül-ü şetim şetim olmadığı gibi, tahayyül-ü küfür dahi küfür değil ve tasavvur-u dalâlet de dalâlet değil." &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İmandaki şek meselesi ise, imkân-ı zâtîden gelen ihtimaller, o yakîne münâfi değil ve o yakîni bozmaz. Meselâ, Barla Denizi su olarak yerinde bulunduğuna yakînimiz var. Halbuki, zâtında mümkündür ki, o deniz, bu dakikada batmış olsun. Ve batması mümkinattandır. Bu imkân-ı zâtî, madem bir emâreden neş'et etmiyor; zihnî bir imkân olamaz ki, şek olsun.  "Bir emâreden gelmeyen bir ihtimal-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki şüphe verip ehemmiyeti olsun." &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte bu desise-i şeytaniyeye mâruz olan biçare adam, hakaik-i imaniyeye yakînini böyle zâtî imkânlarla kaybediyor zanneder. Meselâ, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, beşeriyet itibarıyla çok imkân-ı zâtiye hatırına geliyor ki, imanın cezim ve yakînine zarar vermez. Fakat o zarar verdi zanneder, zarara düşer. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem bazan şeytan, kalb üstündeki lümmesi cihetinde, Cenâb-ı Hak hakkında fena sözler söyler. O adam zanneder ki, onun kalbi bozulmuş ki böyle söylüyor; titriyor. Halbuki onun titremesi ve korkması ve adem-i rızası delildir ki, o sözler kalbinden gelmiyor, belki lümme-i şeytaniyeden geliyor veya şeytan tarafından ihtar ve tahayyül ediliyor. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem insanın letâifi içinde teşhis edemediğim bir iki lâtife var ki, ihtiyar ve iradeyi dinlemezler, belki de mesuliyet altına da giremezler. Bazan o lâtifeler hükmediyorlar, hakkı dinlemiyorlar, yanlış şeylere giriyorlar. O vakit şeytan o adama telkin eder ki: "Senin istidadın hakka ve imana muvafık değil ki, böyle ihtiyarsız bâtıl şeylere giriyorsun. Demek senin kaderin seni şekavete mahkûm etmiştir." O biçare adam ye'se düşüp helâkete gider. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İmkân-ı zâtî, yakîn-i ilmîye münafi değil ve zaruret-i zihniyeye zıddiyeti yoktur. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-1460600248126512142?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1300' title='Küfrü düşünmek ve hayal etmek küfür müdür?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/1460600248126512142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=1460600248126512142' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1460600248126512142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1460600248126512142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/kfr-dnmek-ve-hayal-etmek-kfr-mdr.html' title='Küfrü düşünmek ve hayal etmek küfür müdür?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-6448604007029151758</id><published>2008-10-20T16:40:00.002+03:00</published><updated>2008-10-20T16:42:56.061+03:00</updated><title type='text'>Kur'an-ı Hakim niye kafirleri binler cinayet işlemiş gibi tehdit ediyor?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Onun sır ve hikmeti şudur ki: Şeytanlar ve şeytanlara uyanlar, dalâlete sülûk ettikleri için, küçük bir hareketle çok tahribat yapabilirler. Ve çok mahlûkatın hukukuna, az bir fiil ile çok hasâret veriyorlar. &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Nasıl ki, bir sultanın büyük bir ticaret gemisinde, bir adam az bir hareketle, belki küçük bir vazifeyi terk etmekle, o gemiyle alâkadar bütün vazifedarların semere-i sa'ylerinin ve netice-i amellerinin mahvına ve iptaline sebebiyet verdiği için, o geminin sahib-i zîşânı, o âsiden, o gemiyle alâkadar olan bütün raiyetinin hesabına azîm şikâyetler edip dehşetli tehdit ediyor. Ve onun o cüz'î hareketini değil, belki o hareketin müthiş neticelerini nazara alarak ve o sahib-i zîşânın zâtına değil, belki raiyetinin hukuku namına dehşetli bir cezaya çarpar. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Öyle de, &lt;b id="eh"&gt;Sultân-ı Ezel ve Ebed&lt;/b&gt; dahi, küre-i arz gemisinde ehl-i hidayetle beraber bulunan, ehl-i dalâlet olan hizbüşşeytanın zâhiren cüz'î hatîatlarıyla ve isyanlarıyla pek çok mahlûkatın hukukuna tecavüz ettikleri ve mevcudatın vezâif-i âliyelerinin neticelerinin iptal etmesine sebebiyet verdikleri için, onlardan azîm şikâyet ve dehşetli tehdidat, ve tahribatlarına karşı mühim tahşidat etmek, ayn-ı belâgat içinde mahz-ı hikmettir ve gayet münasip ve muvafıktır. Ve mutabık-ı mukteza-yı haldir ki, belâgatin tarifidir ve esasıdır. Ve israf-ı kelâm olan mübalâğadan münezzehtir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-6448604007029151758?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1298' title='Kur&apos;an-ı Hakim niye kafirleri binler cinayet işlemiş gibi tehdit ediyor?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/6448604007029151758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=6448604007029151758' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6448604007029151758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6448604007029151758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/kuran-hakim-niye-kafirleri-binler.html' title='Kur&apos;an-ı Hakim niye kafirleri binler cinayet işlemiş gibi tehdit ediyor?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-6200118196305553512</id><published>2008-10-20T16:32:00.001+03:00</published><updated>2008-10-20T16:43:36.187+03:00</updated><title type='text'>Şeytanlar niye çoğunlukla galip geliyor?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Hikmeti ve sırrı şudur ki: Ekseriyet-i mutlaka ile dalâlet ve şer, menfidir ve tahriptir ve ademîdir ve bozmaktır. Ve ekseriyet-i mutlaka ile hidayet ve hayır, müsbettir ve vücudîdir ve imar ve tamirdir. Herkesçe malûmdur ki, yirmi adamın yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam bir günde tahrip eder. Evet, bütün âzâ-yı esasiyenin ve şerâit-i hayatiyenin vücuduyla vücudu devam eden hayat-ı insan &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: times new roman;" id="eh"&gt;Hâlık-ı Zülcelâl&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;in kudretine mahsus olduğu halde, bir zalim, bir uzvu kesmesiyle, hayata nisbeten ademî olan mevte o insanı mazhar eder. Onun için, et-tahrîbü eshel durub-u emsal hükmüne geçmiş. &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;İşte bu sırdandır ki, ehl-i dalâlet, hakikaten zayıf bir kuvvetle pek kuvvetli ehl-i hakka bazan galip oluyor. Fakat ehl-i hakkın öyle muhkem bir kalesi var ki, onda tahassun ettikleri vakit, o müthiş düşmanlar yanaşamazlar, bir halt edemezler. Eğer muvakkat bir zarar verseler, &lt;img src="http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/lema/b562.gif" /&gt; sırrıyla, ebedî bir sevap ve menfaatle o zarar telâfi edilir. O kale-i metin, o hısn-ı hasîn ise, şeriat-ı Muhammediye ve sünnet-i Ahmediyedir (a.s.m.). &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-6200118196305553512?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1297' title='Şeytanlar niye çoğunlukla galip geliyor?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/6200118196305553512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=6200118196305553512' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6200118196305553512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6200118196305553512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/eytanlar-niye-onlukla-galip-geliyor.html' title='Şeytanlar niye çoğunlukla galip geliyor?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-1024425795788326804</id><published>2008-10-20T16:28:00.001+03:00</published><updated>2008-10-20T16:29:48.459+03:00</updated><title type='text'>Şeytanın icadı merhametsizlik ve çirkin mi?</title><content type='html'>&lt;p id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Sual:&lt;/span&gt; Şerr-i mahz olan şeytanların icadı ve ehl-i imana taslitleri ve onların yüzünden çok insanlar küfre girip Cehenneme girmeleri, gayet müthiş ve çirkin görünüyor. Acaba Cemîl-i Alel'ıtlak ve Rahîm-i Mutlak ve Rahmân-ı Bilhakkın rahmet ve cemâli, bu hadsiz çirkinliğin ve dehşetli musibetin husulüne nasıl müsaade ediyor ve nasıl cevaz gösteriyor? Şu meseleyi çoklar sormuşlar ve çokların hatırına geliyor. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Elcevap:&lt;/span&gt; Şeytanın vücudunda cüz'î şerlerle beraber birçok makasıd-ı hayriye-i külliye ve kemâlât-ı insaniye vardır. Evet, bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidatta dahi ondan daha ziyade merâtip var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidâdâtın inkişâfâtı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zembereğinin hareketi, mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melâikeler gibi, insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nevinde binler envâ hükmünde sınıflar bulunmayacak... Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terk etmek, hikmet ve adalete münafidir. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Çendan, şeytan yüzünden ekser insanlar dalâlete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar; kemiyete az bakar veya bakmaz. Nasıl ki, bin ve on çekirdeği bulunan bir zat, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse, ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette, bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de, nefis ve şeytanlara karşı mücahede ile, yıldızlar gibi nev-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o neve gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette, haşarat nev'inden sayılacak derecede süflî ehl-i dalâletin küfre girmesiyle insan nevine vereceği zararı hiçe indirip göze göstermediği için, rahmet ve hikmet ve adalet-i İlâhiye, şeytanın vücuduna müsaade edip tasallutlarına meydan vermiş.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-1024425795788326804?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1297' title='Şeytanın icadı merhametsizlik ve çirkin mi?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/1024425795788326804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=1024425795788326804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1024425795788326804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/1024425795788326804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/eytann-icad-merhametsizlik-ve-irkin-mi.html' title='Şeytanın icadı merhametsizlik ve çirkin mi?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-2045111540483788053</id><published>2008-10-20T14:00:00.000+03:00</published><updated>2008-10-20T14:07:33.099+03:00</updated><title type='text'>Beşer dinsiz kalamaz</title><content type='html'>&lt;p id="c_paragraf"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem Asr-ı Saadetten şimdiye kadar hiçbir tarih bize göstermiyor ki, bir Müslümanın muhakeme-i akliye ile ve delil-i yakinî ile ve İslâmiyete tercih etmekle, eski ve yeni ayrı bir dine girdiğini tarih göstermiyor. Avâmın delilsiz, taklidî bir surette başka dine girmesinin bu meselede ehemmiyeti yok. Dinsiz olmak da başka meseledir. Halbuki, bütün dinlerin etbâları ise - hatta en ziyade dinine taassup gösteren İngilizlerin ve eski Rusların - muhakeme-i akliye ile İslâmiyete dahil olduklarını ve günden güne, bazı zaman takım takım, kat'î bürhan ile İslâmiyete girdiklerini tarihler bize bildiriyorlar. &lt;sup id="c_supa"&gt;Haşiye&lt;/sup&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemâlâtını ef'âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt'aları ve devletleri de İslâmiyete dehâlet edecekler. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hem nev-i beşer, hususan medeniyet fenlerinin ikazatıyla uyanmış, intibaha gelmiş, insaniyetin mahiyetini anlamış. Elbette ve elbette dinsiz, başıboş yaşamazlar. Ve olamazlar. En dinsizi de dine iltica etmeye mecburdur. Çünkü, acz-i beşerî ile beraber hadsiz musibetler ve onu inciten hâricî ve dahilî düşmanlara karşı istinat noktası; ve fakrıyla beraber hadsiz ihtiyâcâta müptelâ ve ebede kadar uzanmış arzularına medet ve yardım edecek istimdad noktası, yalnız ve yalnız Sâni-i Âlemi tanımak ve iman etmek ve âhirete inanmak ve tasdik etmekten başka, uyanmış beşerin çaresi yok... &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Kalbin sadefinde din-i hakkın cevheri bulunmazsa, beşerin başında maddî, mânevî kıymetler kopacak ve hayvanatın en bedbahtı, en perişanı olacak. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Hâsıl-ı kelâm:&lt;/span&gt; Beşer bu asırda harplerin ve fenlerin ve dehşetli hadiselerin ikazatıyla uyanmış ve insaniyetin cevherini ve câmi istidadını hissetmiş. Ve insan, acip cemiyetli istidadıyla yalnız bu kısacık, dağdağalı dünya hayatı için yaratılmamış. Belki ebede meb'ustur ki, ebede uzanan arzular mahiyetinde var. Ve bu dar, fâni dünya, insanın nihayetsiz emel ve arzularına kâfi gelmediğini herkes bir derece hissetmeye başlamış. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Hattâ insaniyetin bir kuvâsı ve hâdimi olan kuvve-i hayaliyeye denilse, "Sana dünya saltanatı ile beraber bir milyon sene ömür olacak; fakat sonunda hiç dirilmeyecek bir surette bir idam senin başına gelecek." Elbette hakikî insaniyetini kaybetmeyen ve intibaha gelmiş o insanın hayali, sevinç ve beşarete bedel, derinden derine teessüf ve eyvahlarla saadet-i ebediyenin bulunmamasına ağlayacak. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;!-- HAŞİYE --&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Haşiye:&lt;/span&gt; İşte, bu mezkûr dâvâya bir delil şudur ki: İki dehşetli harb-i umumînin ve şiddetli bir istibdad-ı mutlakın zuhuruyla beraber, bu dâvâya kırk beş sene sonra şimalin İsveç, Norveç, Finlandiya gibi küçük devletleri Kur'ân'ı mekteplerinde ders vermek ve kabul etmek ve komünistliğe, dinsizliğe karşı set olmak için kabul etmeleri; ve İngilizin mühim hatiplerinin bir kısmı Kur'ân'ı İngilize kabul ettirmeye taraftar çıkmaları; ve küre-i arzın şimdiki en büyük devleti Amerika'nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslâmiyetle Asya ve Afrika'nın saadet ve sükûnet ve musalâha bulacağına karar vermesi ve yeni doğan İslâm devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması, kırk beş sene evvel olan bu müddeayı ispat ediyor, kuvvetli bir şahit olur. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-2045111540483788053?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/rnkkisakisa.asp?id=21&amp;i=oku' title='Beşer dinsiz kalamaz'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/2045111540483788053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=2045111540483788053' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/2045111540483788053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/2045111540483788053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/beer-dinsiz-kalamaz.html' title='Beşer dinsiz kalamaz'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5048315528320258022.post-6003740286707131340</id><published>2008-10-20T00:10:00.004+03:00</published><updated>2008-10-20T14:09:00.443+03:00</updated><title type='text'>Sonsuz Cehennem nasıl adalet olur?</title><content type='html'>&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Sual:&lt;/span&gt; Kısa bir zamandaki küfre mukabil, hadsiz bir zaman Cehennemde hapis nasıl adalet olur? &lt;/p&gt;&lt;p  id="c_paragraf" style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span id="c_c_kalin"&gt;Elcevap:&lt;/span&gt; Sene 365 gün hesabıyla, bir dakikada katl, 7 milyon 884 bin dakika hapis iktizası kanun-u adalet iken, bir dakika küfür bin katl hükmünde olduğundan, yirmi sene ömrünü küfürle geçiren ve küfürle ölen bir adam, kanun-u adaletle, 57 trilyon 201 milyar 200 milyon sene, beşerin kanun-u adaletiyle hapse müstehak olur. Elbette  adalet-i İlâhî ile veçh-i muvafakati bundan anlaşılıyor. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Birbirinden gayet uzak iki adedin sırr-ı münasebeti şudur ki: &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" id="c_paragraf"&gt;Katl ve küfür, tahrip ve tecavüz olduğu için, gayre tesirat yapar. Bir dakikada katl, lâakal, zâhirî âdete göre, on beş sene maktulün hayatını selb eder, onun yerine hapse girer. Bir dakika küfür, bin bir esmâ-i İlâhîyi inkâr ve nukuşlarını tezyif ve kâinatın hukukuna tecavüz ve kemâlâtını inkâr ve hadsiz delâil-i vahdâniyeti tekzip ve şehadetlerini reddetmek olduğundan, kâfiri, bin seneden ziyade esfel-i sâfilîne atar, cehennem'de hapseder. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5048315528320258022-6003740286707131340?l=acizem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.risaleara.com/rnkkisakisa.asp?id=80&amp;i=oku' title='Sonsuz Cehennem nasıl adalet olur?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://acizem.blogspot.com/feeds/6003740286707131340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5048315528320258022&amp;postID=6003740286707131340' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6003740286707131340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5048315528320258022/posts/default/6003740286707131340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://acizem.blogspot.com/2008/10/sonsuz-cehennem-nasl-adalet-olur.html' title='Sonsuz Cehennem nasıl adalet olur?'/><author><name>MA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
